Ayder Yaylası Y Büyük Mü? Bir Yolculuğun Derinliklerinde
Kayseri’de büyüdüm. Birçok kişi için, Kayseri’nin bozkırları, geniş düzlükleri ve kahverengi tonları ne kadar güçlü bir izlenim bırakıyorsa, benim için o geniş boşlukların arasında kaybolan bir umut vardı. Ama sonra, bir gün Ayder Yaylası’na gitmeye karar verdim. O an düşündüm: “Ayder Yaylası Y büyük mü?” Bu sorunun cevabı, belki de hayal kırıklıklarımla, umutlarımla ve belki de ruhumla alakalıydı. İşte bu yazı, o yolculukta benim hissettiklerimin, sorguladıklarımın ve öğrendiklerimin bir özeti.
Yola Çıkmak: Bir Arayış Başlıyor
İstanbul’daki yoğun iş temposunun ardından, birkaç günlüğüne Kayseri’ye dönmüştüm. Ama kalbimde bir şey vardı, bir eksiklik. Bu şehirde büyümek, evet, çok şey kattı bana; ama bir o kadar da içimde büyük bir boşluk bırakmıştı. İnsan, bazen ne kadar çok şeyi geride bıraksa da, geçmişin izlerinden bir türlü kurtulamaz. O yüzden, birkaç günlüğüne Ayder Yaylası’na gitme kararı aldım. Belki orada, o yeşilin içindeki sessizlikte, içimdeki eksik olan her şeyi bulurum diye düşündüm.
Sabah erken saatlerde, bir arkadaşımın önerisiyle yola çıktık. Ayder Yaylası’na doğru gidiyorduk, ama içimde garip bir heyecan vardı. Yolculuk boyunca, arabamız dağlara tırmandıkça, gözlerim sürekli pencerenin dışındaydı. Her yeni viraj, bir umut gibi yükseliyordu. Acaba ne bulacaktım? O büyük yaylanın isminin ne kadar doğru olduğunu anlayacak mıydım? Ayder Yaylası Y büyük mü? Bu soruyu sorarken, aslında kelimelerin ötesinde bir şeyler aradığımı fark ettim. Bir yerin adı mı büyüktü, yoksa ona yüklediğimiz anlam mı?
Ayder Yaylası’na Varış: Yükseklerde Kaybolan Duygular
Ayder Yaylası’na vardığımızda, karşılaştığım manzara beni kelimenin tam anlamıyla büyüledi. Gözlerim, etrafıma baktıkça bir anda başka bir dünyaya, başka bir zamana kaydı. O yeşil, o sakinlik… Dağların tepesindeki o kadar farklı hayat vardı ki, her şey sanki bir rüya gibiydi. Ama bir an, bir soruyla baş başa kaldım: “Yayla isimleri büyük mü?” İşte Ayder’in ismi de bir başka büyüklük taşıyor gibi geldi. Ayder, büyük bir isimdi, ama asıl büyüklük, orada gördüğüm o büyüleyici manzarada mıydı? O gülümsediğim an, içimde bir şeylerin değişmeye başladığını hissettim.
Ayder’in içindeki sessizlik, sanki zamanın durmuş olduğunu fısıldıyordu. O kadar derin, o kadar huzurlu bir yerdi ki, adeta kendimi bir başka dünyada gibi hissettim. Ama zamanla fark ettim ki, bu büyük ismin ardında, bana gelen şey sadece huzur değil, aynı zamanda büyük bir hayal kırıklığıydı. Çünkü Ayder Yaylası, büyük bir isim taşırken, içimde küçük bir boşluk bırakmıştı. O büyük dağların tepesine vardığımda, sanki o dağlar da ne kadar büyürse büyüsün, içimdeki boşluğu dolduramıyordu.
Bazı anlar vardır ki, insan bir şey bekler, ama bulduğunda her şeyin beklediği gibi olmadığını fark eder. Ayder’deki o büyük isim, gözlerimde bir an için devleşse de, o büyüklük aradığım huzuru tam olarak sunmuyordu. Belki de sorumun cevabını bulamamıştım: Ayder Yaylası Y büyük mü? Gerçekten de büyük müydü? Huzur veren bir büyüklük müydü? Belki de gerçek büyüklük, içindeki yalnızlık ve zamanla büyüyen duyguların gerçeğiyle anlaşılabilirdi.
Bir Yokuş Daha: İçsel Bir Yolculuk
Bir süre Ayder’deki doğanın içinde kaybolmuşken, o büyük soruyu tekrar sordum kendime: “Ayder Yaylası Y büyük mü?” Ancak bu kez soruyu sadece bir yerin ismiyle değil, kendi iç yolculuğumla ilişkilendirmeye başladım. Ayder’in bu kadar büyük olması, belki de kendimi tanıma yolculuğumla ilgiliydi. Dağların yüksekliği, her adımda daha da fazla insanın yüzünü görmesem de, aslında hepimizin kaybolduğu, kaybolmak zorunda olduğu bir yerdi. Belki de bu kaybolma, insanın ruhundaki büyüklükle ilgilidir.
Yolda ilerlerken, gördüğüm her küçük köy, her küçük sokak, her ağacın altındaki sessizlik bana başka bir şey anlatıyordu. Ayder’in ismi ne kadar büyükse, içimdeki hislerin de o kadar büyük olduğunu fark ettim. Kendi içimdeki bu büyüklükle, Ayder’in büyüklüğünü birleştirince, aslında her şeyin içsel bir denge olduğunu düşündüm. Bazen büyük bir yerin büyüklüğü, tam olarak o yeri yaşamakla anlaşılabilir. O an, içimdeki boşluğu doldurmak için ne kadar da çok şeyi dışarıda aradığımı fark ettim. Ayder’in büyüklüğü, bana kendi içsel yolculuğumu anlatıyordu.
Sonuçta Ne Öğrendim?
Ayder Yaylası’na dair sormaya başladığım “Y büyük mü?” sorusu, aslında büyük bir anlam taşıyordu. Ama zamanla fark ettim ki, bir yerin büyüklüğü, dışarıdaki görüntüsünden değil, ona kattığımız anlamdan gelir. Ayder, benim için büyük bir isimdi, ama içimdeki anlamı bulduğumda, o büyüklük daha da derinleşti. Belki de büyüklük, sadece isimlerde değil, kalbimizde gizlidir. Ayder Yaylası, bana büyüklüğün anlamını değil, o büyüklüğün içindeki huzuru ve boşluğu kabul etmeyi öğretti. Bunu öğrendikten sonra, o dağlara bir daha bakıp “Evet, Ayder büyük” dedim. Ama büyüklük, kalbimizde yattı.
Bu yazıyı yazarken, Ayder Yaylası’nın bana hissettirdikleri hala içimde. Büyük isimler ve büyük yerler bazen, aradığımız şeyin içinde değil, kendimizde büyür. Ayder, o büyük ismiyle, bana içsel bir yolculuğun kapılarını araladı. Artık bir yerin büyüklüğüyle değil, o yerin içinde kaybolduğumuzla ilgileniyorum. Belki de gerçek büyüklük, bunu kabul etmekte yatıyor.