Rüyada Neden Hoşlandığımız Kişiyi Görürüz? Bursa’dan Dünyaya Uzanan Bir Merak
Bursa’da yaşayan 26 yaşında beyaz yaka biri olarak son birkaç yıldır şunu fark ettim: Gün içinde ne kadar yoğun olursam olayım, gece kafam bambaşka çalışıyor. Özellikle de hoşlandığım biri varsa… Bazen gün içinde çok düşünmediğimi sandığım biri gece rüyamda bir anda ortaya çıkıyor. Sabah kalkınca da insan ister istemez düşünüyor: Rüyada neden hoşlandığımız kişiyi görürüz?
İşin ilginç tarafı, bu durum sadece bizde değil. Dünyanın her yerinde insanlar hoşlandıkları kişileri rüyalarında gördüklerini anlatıyor. Japonya’da da böyle, İtalya’da da, Türkiye’de de… Sanırım insan zihni kültürden bağımsız olarak duygusal konularda benzer çalışıyor.
Ben özellikle son dönemde bunu çok yaşamaya başladım. Sabah Nilüfer tarafında işe giderken kafam tamamen toplantılarda oluyor. Akşam eve dönünce ekonomi, gündem, dünya haberleri derken insan zaten zihinsel olarak yoruluyor. Ama gece olunca bilinçaltı devreye giriyor galiba. Gün içinde bastırdığın duygular bir şekilde rüyalarda kendine yer buluyor.
Rüyada Neden Hoşlandığımız Kişiyi Görürüz? Bilinçaltı Gerçekten Bizden Daha mı Dürüst?
Bence bu sorunun en önemli kısmı burada başlıyor. Çünkü insan bazen kendi hislerini gündelik hayatın içinde tam anlayamıyor.
Mesela hoşlandığın birini düşünmemeye çalışıyorsun. İşe odaklanıyorsun. Telefonu eline almamaya çalışıyorsun. “Abartıyorum galiba” diyorsun. Ama gece o kişi rüyana girince bütün savunma mekanizması çöküyor.
Sanırım bilinçaltı biraz fazla dürüst.
Türkiye’de özellikle bizim kuşakta duyguları çok açık yaşamak hâlâ kolay değil. İnsanlar hislerini saklamaya çalışıyor. Özellikle büyük şehirlerde herkes biraz kontrollü davranıyor. Bursa’da bile bunu hissediyorum artık. İnsanlar yakınlaşmaktan çekiniyor çünkü kimse hayal kırıklığı yaşamak istemiyor.
Ama rüyalar o kontrolü ortadan kaldırıyor.
İşte bu yüzden rüyada neden hoşlandığımız kişiyi görürüz sorusunun cevabı çoğu zaman bastırılmış duygular olabilir.
Gün İçinde Bastırılan Duygular Gece Ortaya Çıkıyor
Bunu sadece romantik anlamda söylemiyorum. Genel olarak insan zihni gündüz çözemediklerini gece işlemeye devam ediyor gibi geliyor bana.
Amerika’da yapılan bazı psikoloji araştırmalarında da insanların duygusal yoğunluk yaşadığı dönemlerde daha fazla rüya gördüğü konuşuluyor. Özellikle hoşlanma, özlem, merak ve belirsizlik gibi hisler beynin sürekli aktif kalmasına neden oluyormuş.
Aslında düşününce mantıklı.
Çünkü hoşlandığın kişi hakkında net bir durum yoksa zihin sürekli senaryolar üretmeye başlıyor:
- O da beni düşünüyor mu?
- Mesaj atmalı mıyım?
- Beni fark ediyor mu?
- Acaba başka biri var mı?
İnsan gündüz sustursa bile gece beyin o hikâyeyi devam ettiriyor olabilir.
Türkiye’de Rüyaların Yorumu ile Dünyadaki Yaklaşım Çok Farklı
Türkiye’de rüyalar hâlâ oldukça mistik bir yer taşıyor. Özellikle aile büyükleri rüyaları çoğu zaman bir işaret gibi yorumluyor.
Benim anneannem mesela biri rüyaya girdiyse mutlaka “Seni düşünüyordur” derdi. Çocukken buna çok inanırdım. Hatta hoşlandığım birini görünce gün boyu heyecanlanırdım.
Ama dünyaya baktığında farklı kültürlerde bambaşka yorumlar var.
Japonya’da Rüyalar Daha Çok İç Dünyayla İlişkilendiriliyor
Japon kültüründe rüyalar çoğu zaman kişinin kendi ruh haliyle bağlantılı görülüyor. Yani hoşlandığın birini görmek, karşı tarafın seni düşündüğü anlamından çok senin zihinsel yoğunluğunu gösteriyor.
Aslında bu yaklaşım bana daha gerçekçi geliyor.
Çünkü modern hayatın içinde insanlar sürekli duygularını erteliyor. Özellikle beyaz yaka çalışanlarda bu çok belirgin. Sabah mailler, toplantılar, teslim tarihleri derken insanın duygusal tarafı arka planda kalıyor.
Ama bastırılan şey tamamen yok olmuyor.
Latin Amerika’da Rüyalar Daha Tutkulu Yorumlanıyor
İspanya, Arjantin ya da Meksika gibi ülkelerde ise rüyalar daha romantik yorumlanabiliyor. Özellikle hoşlandığın kişiyi görmek bazen yaklaşan bir ilişkinin işareti gibi algılanıyor.
Türkiye’de de aslında buna benzer bir yaklaşım var.
Bir arkadaş ortamında biri “Dün onu rüyamda gördüm” dediği an herkes hemen yorum yapmaya başlıyor.
“Kesin enerjiniz tutmuştur.”
“Boşuna girmez insanın rüyasına.”
Bu cümleleri duymayan yoktur sanırım.
Rüyada Neden Hoşlandığımız Kişiyi Görürüz ve Sosyal Medyanın Etkisi Nedir?
Bence bu konunun en modern tarafı burada.
Eskiden insanlar hoşlandıkları kişiyi bu kadar sık görmüyordu. Şimdi ise sosyal medya yüzünden biriyle fiziksel olarak görüşmesen bile zihinsel olarak sürekli karşı karşıyasın.
Bir story görüyoruz.
Bir tweet görüyoruz.
Bir fotoğraf görüyoruz.
Bir şarkı paylaşımı görüyoruz.
Zihin sürekli veri topluyor.
Ben bunu kendi hayatımda çok net hissediyorum. Özellikle gece yatmadan önce sosyal medyada biraz fazla vakit geçirirsem o gün gördüğüm insanlar rüyalarıma daha çok giriyor.
Sanırım beynimiz gün boyunca maruz kaldığı şeyleri gece işlemeye devam ediyor.
Bu yüzden rüyada neden hoşlandığımız kişiyi görürüz sorusunun cevabı artık sadece duygusal değil, dijital de olabilir.
Çünkü artık insanlar zihnimizde eskisinden çok daha fazla yer kaplıyor.
Bursa’da Yaşarken Yalnızlık ve Rüyalar Arasındaki Bağlantıyı Daha Çok Hissediyorum
Bursa kalabalık ama bir yandan da insanı içine kapatan bir şehir gibi geliyor bana bazen. Özellikle kış akşamlarında bunu çok hissediyorum.
İşten çıkıp eve dönerken kulaklık takıyorum. Trafik akıyor, herkes bir yerlere yetişiyor ama insanların zihni çok dolu gibi görünüyor.
Bence modern şehir hayatı insanları daha yalnız hale getiriyor.
Ve yalnızlık arttıkça insanlar rüyalara daha fazla anlam yüklemeye başlıyor.
Çünkü gündelik hayatın içinde söyleyemediğin şeyleri bazen rüyalar söylüyor.
Hoşlandığın kişiyle konuşamadığın şeyleri rüyanda konuşuyorsun.
Gerçekte yaşayamadığın yakınlığı orada yaşıyorsun.
Bu biraz hüzünlü aslında.
Ya Rüyalarımız Gerçek Hayattan Daha Tatmin Edici Hale Gelirse?
Bazen bunu düşünüyorum.
Özellikle bizim kuşak sürekli stres altında yaşıyor:
- Ekonomik kaygılar
- İş baskısı
- Gelecek endişesi
- İlişki karmaşaları
Bütün bunların içinde insanlar gerçek hayatta duygusal olarak tam bağ kuramıyor olabilir.
O yüzden bilinçaltı eksik kalan şeyi gece tamamlamaya çalışıyor olabilir.
İşte bu yüzden bazı rüyalar insanı çok etkiliyor.
Sabah uyandığında bir süre gerçeklikle rüya birbirine karışıyor.
Rüyada Hoşlandığın Kişiyi Görmek Her Zaman Aşk Anlamına mı Gelir?
Bence hayır.
Bazen o kişi sadece zihinsel yoğunluk oluşturuyordur.
Bazen merak duygusu vardır.
Bazen yalnızlık hissi devrededir.
Bazen de gerçekten özlüyorsundur.
Ama insanın hoşlandığı birini rüyasında görmesi genellikle duygusal enerjinin sürdüğünü gösteriyor gibi geliyor bana.
Çünkü beyin önemsiz gördüğü şeyi kolay kolay rüyalarda tekrar tekrar üretmiyor.
Özellikle aynı kişiyi sık sık görüyorsan, orada çözülmemiş bir duygu olabilir.
Dünyanın Her Yerinde İnsanlar Aynı Şeyi Yaşıyor
En ilginç taraf da bu bence.
Kültürler değişiyor.
Diller değişiyor.
Yaşam tarzları değişiyor.
Ama insanlar hoşlandıkları kişiyi rüyalarında görmeye devam ediyor.
New York’ta yaşayan biri de bunu yaşıyor.
Seul’de yaşayan biri de.
Bursa’da yaşayan biri de.
Bu durum bana insan doğasının aslında ne kadar ortak olduğunu hatırlatıyor.
Teknoloji değişiyor, hayat hızlanıyor ama insanların bağ kurma ihtiyacı değişmiyor.
Belki de Rüyalar İnsan Kalmanın Son Alanlarından Biri
Çünkü gün içinde herkes kontrollü.
Herkes filtreli.
Herkes dikkatli.
Ama rüyalarda insan tamamen savunmasız.
Gerçek hisler orada ortaya çıkıyor olabilir.
O yüzden rüyada neden hoşlandığımız kişiyi görürüz sorusunun tek bir cevabı olduğunu düşünmüyorum.
Bazen özlem.
Bazen merak.
Bazen yalnızlık.
Bazen umut.
Bazen sadece zihnin gün boyu susturamadığı bir düşünce…
“Rüyada neden hoşlandığımız kişiyi görürüz” konusunu beğendiyseniz Alenibric sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.
Sonuç: Rüyalar Bize Kendimizi mi Anlatıyor?
Ben artık rüyaların geleceği haber verdiğinden çok, insanın kendi iç dünyasını gösterdiğine inanıyorum.
Özellikle hoşlandığımız insanları gördüğümüzde aslında biraz da kendi duygusal ihtiyaçlarımızı görüyoruz galiba.
Belki yakınlık istiyoruz.
Belki anlaşılmak.
Belki heyecan.
Belki sadece birinin gerçekten bizi fark etmesini…
Modern hayatın içinde insanlar giderek daha yalnız hissediyor olabilir ama rüyalar bize hâlâ duygusal tarafımızın canlı olduğunu hatırlatıyor.
Ve sanırım bu yüzden bazı insanlar sabah uyandığında ilk olarak telefonuna bakıyor:
“Acaba mesaj atmış mı?”